manisozler
  Şiir KARIŞIK
 

Kimi Bir Dikene Takılmış Gider 

Nice dertli kullar gezer alemi 
kimi bir kenara atılmış gider 
kimi esir etmiş para zalimi 
kimi beş paraya satılmış gider 

hep başka başkadır yaşam izleri 
kimisi bunalmış yaşlı gözleri 
her kimi dinledim acı sözleri 
kimi bir ateşe yakılmış gider 

kimi darda kalmış canından bezgin 
kimisi yol almış ilimden sezgin 
kimi yalnız kalmış bir garip gezgin 
kimi bir sürüye katılmış gider 

kimi kaderine boynunu eğmiş 
kimi isyan edip bayrağın çekmiş 
kimi bir çiçeğe gönlünü vermiş 
kimi bir dikene takılmış gider 

kiminin yalanla geçer her demi 
Can Nuri alemin doğru ademi 
kimi huy edinmiş hakkı erdemi 
kimi bir nefsine kapılmış gider 






Savcı para, polis para, cop para 

Zengine elpençe duran durana 
Sevgi para, saygı para, dost para 
Yoksula tekmeyi vuran vurana 
Savcı para, polis para, cop para 

Kimine ak, kimine siyah olmuş 
Kimini öldüren tür silah olmuş 
Zenginin taptığı bir ilah olmuş 
Tanrı para, iman para, din para 

Tanrım bilmemki bu nasıl zaman 
Zalimler vermiyor mazluma aman 
Her dağın ardı bir kara duman 
Güneş para, yaşam para, düş para 

Gerçeğin üstüne karanlık çökmüş 
Aslanlar kediye boynunu bükmüş 
Yoksul bu dünyada çekmişde çekmiş 
Derman para, deva para, dert para 

Onu yapan biziz, ona tapan biziz 
Alıp başımıza buyruk yapan biziz 
Uğruna doğruluktan sapan biziz 
Çirkef para, lanet para, kir para 

Kardeşi kardeşe düşman eden o 
Kimi doğduğuna pişman eden o 
Haramzadeleri şisman eden o 
Dünya para, ahret para, yer para 

Can Nuri’yim sitem eder mehtine 
Lanet okur kadir kıymet fendine 
Kimisi kul olmuş düşmüş derdine 
Vicdan para, akıl para, hak para 






Kalbini Dinle 

Sevgi denizinden sevda nehrine 
Dalmak ister isen kalbini dinle 
Hayal ülkesinden gönül şehrine 
Bakmak ister isen kalbini dinle 

Yüce dağ başının sisi dumanı 
Sarınca geçilmez derya ummanı 
Kendi benliğinin hanı sultanı 
Olmak ister isen kalbini dinle 

Alemde nesnenin her zerresini 
Rüzgarda ürperen gül nefesini 
Hakkın kantarında vicdan sesini 
Duymak ister isen kalbini dinle 

Camlarda damlanın son akışını 
Yüreğe işlenen aşk nakışını 
Yaralı cerenin kor bakışını 
Yanmak ister isen kalbini dinle 

Can Nuri görmezsen hakkı gerçeği 
Derilmez baharın gülü çiçeği 
Gönül sofrasında aşkı sevgiyi 
Bulmak ister isen kalbini dinle 





Gel Benim Kalbimde Ağla Ey Çocuk 

Gömleğin yamalı benizin uçuk 
Söyle nerelere böyle yolculuk 
Bir kuş gibi garip, gül gibi soluk 
Gel benim kalbimde ağla ey çocuk 

Yaslanıp göğsüme kalbimi dinle 
İstersen ağlayıp kalbimle inle 
Boynunu büküp de garip halinle 
Gel benim kalbimde ağla ey çocuk 

Sanmaki sarsacak bu boran tipi 
Acılar derindir görünmez dibi 
Ürperip titreyip bir yaprak gibi 
Gel benim kalbimde ağla ey çocuk 

Geçilir mevsimler geçilir dayan 
Umutlar yeşerir gelir bir zaman 
Dağılır bulutlar dağılır duman 
Gel benim kalbimde ağla ey çocuk 





Kan Çiçek Açtı 

Şu gurbet ellerde garipçe boynum 
büküldüğü yerde gam çiçek açtı 
vurduğun hançerle kanıyor kalbim 
döküldüğü yerde kan çiçek açtı 

yağmurum yağmıyor hayat gam çölü 
sustu şu gönlümün garip bülbülü 
tomurcuk çiçekti sevdamın gülü 
söküldüğü yerde kan çiçek açtı 

ne gönülde huzur ne gözde uyku 
cigere saplandı ihanet oku 
uzaktan uzağa bir sisli korku 
büründüğü yerde tan çiçek açtı 

gözlerim yıkılmış bir şehir şimdi 
sözlerim yakılmış bir şiir şimdi 
hayat ki kurumuş bir nehir şimdi 
süzüldüğü yerde can çiçek açtı 

hayal darmadağın, ümitler kırık 
boğazımda düğüm düğüm hıçkırık 
ey gönül gidenler dönmüyor artık 
görüldüğü yerde gam çiçek açtı 

azgın seller duruldu gün yoruldu 
hasret ateş oldu bahçe kavruldu 
yaprak yaprak sokaklara savruldu 
süründüğü yerde sam çiçek açtı 

yalancı dünyada bir garip kuldum 
gönül defterinde sevda okudum 
yürekten yureğe sevgi dokudum 
örüldüğü yerde zan çiçek açtı 

Can Nuri gün güne bir başka yandım 
Kerem'in ahını şimdi anladım 
Aslı’yı kendime yar imiş sandım. 
sürüldüğü yerde gam çiçek açtı 








Elimi Attığım Gül Diken Oldu 

gözyaşıyla büyüttüğüm bahçemde 
elimi attığım gül diken oldu 
geceler boyunca gönül hanemde 
sarılıp yattığım bel diken oldu 

başımı koyduğum toprak misali 
benzeri olmayan bir aşk misali 
bir sevda gülüydü yaprak misali 
tutunup kaldığım dal diken oldu 

kırıldı tutmuyor kolum kanadım 
kara topraklara yazıldı adım 
duyulmuyor yürek yakan feryâdım 
sazımda inleyen tel diken oldu 

ümit dedikleri kupkuru daldı 
ne bir candan seven, ne bir dost kaldı 
en güvendiğim dağlara kar yağdı 
bağrımı açtığım yel diken oldu 

alem güler oynar, ben hep gamdayım 
garip bülbü gibi, ah-u zardayım 
dardayım hey deli gönül dardayım. 
derdimi döktüğüm dil diken oldu 

yüreğim, sevdiğim, dilim dediğim 
gözlerim, ayağım, elim dediğim... 
her gün bir huzurla gidip geldiğim 
yükümü yıktığım yol diken oldu 

iyi günde dostum, ahpabım çoktu 
dar günde hiç kimse yanımda yoktu 
yüreğe saplanan bıçaktı, oktu 
dost diye tuttuğum el diken oldu 

ömrümden bir asır çaldı çalanlar 
gönlümden bin parça aldı alanlar 
beni dertten derde saldı salanlar 
acıma kattığım bal diken oldu 

acılar kederler hep beni buldu 
bal diye yediğim aşlar zehroldu 
yemyeşil ağaçlar saçını yoldu 
başıma sardığım tül diken oldu 

Can Nuri dertlerden bıktım yoruldum 
deli çaylar gibi aktım duruldum 
bulanıp, başımı taşlara vurdum 
acımı yuduğum sel diken oldu 






Önünde Kadehler Zehir Olunca 

Esmezse gönlünde sevda rüzgarı 
Erimez dağların erimez karı 
Neylersin dünyada vefasız yari 
Yaz bahar ayların kışa dönünce 

Çaresiz dertlere düşsen ne çıkar 
Yenilip hayata küssen ne çıkar 
Kahredip dünyaya içsen ne çıkar 
Önünde kadehler zehir olunca 

Şeyda bülbül için gül naza gelir 
Seven yüreklere aşk ceza gelir 
Sineni yakmaya nar eza gelir 
Gönlünde umudun yenik düşünce 






Bana Yas Kaldı 

Yalancı dünyada bir gün gülmedim 
gözlerimde boran boran yaş kaldı 
gelen geçen vurdu dalıma benim 
yüreğimde yığın yığın taş kaldı 

bir seven olmadı candan seveyim 
bir bağım olmadı gülüm dereyim 
karlı dağlar yol vermedi gideyim 
önüm arkam dört mevsimim kış kaldı 

kırıldı çanağı gülden sazımın 
çekilmez cefası gönül nazımın 
hükmüne baş eğdim alın yazımın 
ele düğün bayram bana yas kaldı 

dağ demedin, taş demedin yürüdüm 
duman oldum karlı dağlar bürüdüm 
kaderimi peşim sıra sürüdüm 
ne giyecek çul ne yiyecek aş kaldı 

yolcu incitmedim yol incitmedim 
çiçek koparmadım dal incitmedim 
bir gönül kırmadım kul incitmedim 
Can Nuri’ye bir belalı baş kaldı 








Ağla gülüm ağlanacak gündeyiz 

yürekten vurulduk kahır dağında 
hazana uğradık gönül bağında 
ayrı düştük gülüm güller çağında 
ağla gülüm ağlanacak gündeyiz 

bir dağımız yokki çıkıp bakalım 
pınar değiliz ki dosta akalım 
hangi acımıza ağıt yakalım 
ağla gülüm ağlanacak gündeyiz 

yaz ayında üstümüze kar düştü 
gül ayında bağımıza har düştü 
ele güller, bize ah-u zar düştü 
ağla gülüm ağlanacak gündeyiz 

gamlar gelip sinemize oturdu 
yaz ayında bağ bahçemiz kurudu 
bizi gül dalında avcılar vurdu 
ağla gülüm ağlanacak gündeyiz 

güller bağımızda açmıyor artık 
kuşlar yuvasından uçmuyor artık 
yıldızlar gülücük saçmıyor artık 
ağla gülüm ağlanacak gündeyiz 

bir zamanlar tül nergizler içinde 
mutlu idik mutlu hisler içinde 
kaldık şimdi kara sisler içinde 
ağla gülüm ağlanacak gündeyiz 

kırıldı tutmuyor yürek telleri 
dinmez başımızda hasret yelleri 
kimler siler gözümüzde selleri 
ağla gülüm ağlanacak gündeyiz 

dertler ırmağında yorulduk işte 
ihanet okuyla vurulduk işte 
kendi içimizde kahrolduk işte 
ağla gülüm ağlanacak gündeyiz 

gözyaşıyla sırılsıklam olmuşuz 
duman duman göklere savrulmuşuz 
yürek narında yanmış kavrulmuşuz 
ağla gülüm ağlanacak gündeyiz 

Can Nuri başıma vaylar başıma 
ahlar düştü toprağıma taşıma 
kimler derman olur bu gözyaşıma 
ağla gülüm ağlanacak gündeyiz 












Dünya 

Sen bir hansın dünya, ben bir yolcuyum 
Ne bir durak verdin, ne de yer verdin 
Yüküm keder dolu, ben dert doluyum 
Ne bir kanat verdin, ne de per verdin 

Dost olmak istedim düşmanlık güttün 
Doğrulmak istedim belimi büktün 
Mevsimi gelmeden yaprağım döktün 
Dolu hazan verdin, dolu har verdin 

Kul eyledin kullarına ezdirdin 
Yoksul edip diyar diyar gezdirdin 
Genç yaşımda tatlı candan bezdirdin 
Garip bülbül gibi ahu zar verdin 

Kapanmadan yaram yeniden deştin 
Yel oldun üstüme estin de estin 
Tipiyle boranla yolumu kestin 
Dolu yağmur verdin, bir de kar verdin 

Yoksulun alnında karası oldum 
Yürekte kapanmaz yarası oldum 
Yurdumun değersiz parası oldum 
Ne bir payım verdin, ne de kar verdin 

Ne aldımsa dünya senden güç aldım 
Ele neler verdin bense hiç aldın 
Ev bark kurmaya şimdi geç kaldım 
Ne bir murat verdin, ne de yar verdin 

Ben bir yana döndüm, sende bir yana 
Sebepsin gözümde akan hicrana 
Bir kendi halinde bu Nuri Can’a 
Bitmez acı verdin, bir de ar verdin 






Yalancı Olmuş 

Bu ben miyim dünya aynalardaki 
Bak gözlerim bana yabancı olmuş 
Bütün sevenlerim el olmuş sanki 
Dostlarımın hepsi yalancı olmuş 

Yürürüm üzgünce gözümde yaşlar 
Bakarım dört yanda el beni taşlar 
Beyhude sızlanış bu yalvarışlar 
Doğruyu söylemek bir sancı olmuş 

Ne merhamet kalmış, ne kalpte sevgi 
Bozulmuş dünyanın düzen ahengi 
Güçlüler güçsüze vermişler cengi 
Baş kaldırmış herkes isyancı olmuş 

Nereden bakarsan kanlı topraklar 
Ne yöne kaçarsan dolu duraklar 
Viçdansız yüreği hangi su paklar 
Namuslu yaşamak çok acı olmuş 

İnsanlar bir garip, bir hain dünya 
Yaşamak işkence korkulu rüya 
Her köşe başı kin, her sokak riya 
İhanet vefanın baştacı olmuş 









Bağrım Üstüne 

Küstü garip gönlüm sensiz günlere 
Bir hüzün üşüştü bağrım üstüne 
Bülbül figan eder yaslı güllere 
Dolu yağmur düştü bağım üstüne 

Türküler en ince yanımdı benim 
Hasretle yandığım ahımdı benim 
Ümidim sevdiğim canımdı benim 
Firgate dönüştü çağrım üstüne 

Bir hazan yelidir içimde acım 
Sevinçler ümitler oldu yabancım 
Kayboldu önümde düzüm yamacım 
Kara duman çöktü dağım üstüne 

İçimde duygular bahar bahardı 
Herkese yetecek bir sevda vardı 
Vefasız yağmurlar başıma yağdı 
Ağrılar depreşti ağrım üstüne 

Yaz bahar aylarım kışlara döndü 
Sımsıcak duygular taşlara döndü 
Yaralı ırmağım yaşlara döndü 
Kahırlar yüklendi kahrım üstüne 







Ömrüm Elveda 
-Türkü- 
Bir hayat yoluydu gelip geçtiğim 
Pınarından kana kana içtiğim 
Her bahçede türlü çiçek seçtiğim 
(Elveda ey dünya, ömrüm elveda) 
deli sevdam deli sevdam 
hangi güle seni soram 

Arzular taşıdım bahar safında 
Umutlar kuşandım şiir tadında 
Sevdalar yaşadım gönül katında 
(Elveda ey dünya, ömrüm elveda) 
deli sevdam deli sevdam 
hangi yele seni soram 

Bazen sevgi dolu bakışım oldu 
Gökte yağmur gibi akışım oldu 
Bir güle kalbimi yakışım oldu 
(Elveda ey dünya, ömrüm elveda) 
deli sevdam deli sevdam 
hangi tele seni soram 

Bazen sevindiğim güldüğüm oldu 
Pervaneler gibi döndüğüm oldu 
Bazen üzüldüğüm öldüğüm oldu 
(Elveda ey dünya, ömrüm elveda) 
deli sevdam deli sevdam 
hangi ele seni soram 






Akma Pınar 

Doldur pınar doldur kırık tasımı 
Kaldır yüreğimde kara yasımı 
Seni böyle eden aşk yarasımı 
Akma pınar akma bir yol ara ver 
Götür isyanımı mor dağlara ver 

Gurbeten gelmişim yolum çok uzak 
Özlemler getirdim bak kucak kucak 
Garip feryadımı kimler duyacak 
Akma pınar akma küsmesin seher 
Yüreğim yanıyor bir yudum su ver 

Hani bir zamanlar bir çocuk vardı 
Dalıp akışına düşler kurardı 
Mevsimler değişti hazanlar sardı 
Akma pınar akma dağlar dumandır 
Çok hasretlik çektim halim yamandır 

Geldi yaz ayları durulmaz mısın? 
Gece gündüz akar yorulmaz mısın? 
Bir ahu gözlüye vurulmaz mısın? 
Akma pınar akma kurbanın olam 
Yolunun üstüne duranın olam 

Mestanın olayım döndür ey pınar 
Yüreğim yanıyor söndür ey pınar 
Can Nuri'yi burda öldür ey pınar 
Akma pınar akma mestanın olam 
Türküler şarkılar destanın olam 





Sırtımda Vurmadık Yer Bırakmadı 

Ömür gelip geçti bir günmüş gibi 
gençlikten bir damla eser kalmadı 
ümitler içimde hep sönmüş gibi 
gülen gözlerimde hiç fer kalmadı 

Zaman çizgi çizgi alnımı ördü 
mutluluk diledim yüzünü döndü 
ince kamçısıyla kalbimi dövdü 
sırtımda vurmadık yer bırakmadı 

ne aldımsa ben zamandan güç aldım 
ele neler verdi bense hiç aldım 
sevinip gülmeye şimdi geç kaldım 
akıl baştan gitti ser bırakmadı 

el vurma yarama bırak kanasın 
içimde yılların hüznü kalmasın 
ağlarsa bu gönül hep ağlasın 
kalbimde gülmeye bir yer kalmadı 






Boyalı Vicdan 

Dünya geniş olur kahpeye puşta 
Doğruları yedi köyden kovarlar 
Namertlerin suyu gider yokuşta 
Mert olanı kara selde boğarlar 

İyiye kapanır hanlar kapılar 
Kötüye açılır şanlar tapılar 
Yoksula yıkılır bütün yapılar 
Vicdanı renkten renge boyarlar 

Alemde kahpenin forsu söküyor 
Mazlumlar zalime boyun büküyor 
Fakirin doğru duvarı çöküyor 
Zenginin harcına taş koyarlar 

İlik ilik sömürür milleti kene 
Dur diyen olmuyor böyle düzene 
Rüşvetler torpiller bütün zengine 
Fakiri don gömlek soyarlar 

Can Nuri’yim haine ver veriştir 
Diren bu düzeni artık değiştir 
Şimdilik zenginin işi iştir 
Yoksulun ortada gözün oyarlar 







Yaz Gelip Geçti 

Bana bu gün gerek dünü neyleyim 
Üstüme doğmayan günü neyleyim 
Tükenmiş ömrüme ünü neyleyim 
Baharı beklerken yaz gelip geçti 

Bir sevgi aradım bir gönül faslı 
Her kerem ben oldum, her giden aslı 
Türküler derledim kederli yaslı 
Elimde bir kırık saz gelip geçti 

Avrupa Afrika Asya dolaştım 
Denizler deryalar ummanlar aştım 
Ölüm denen son sınıra ulaştım 
Bir ömre bir sevda az gelip geçti 





Yüreğim 

Zaman ile yarışırken koşarken 
Bir başına kalıverdin yüreğim 
Hayat bahçesine güller taşırken 
Hazanlarla soluverdin yüreğim 

Ufuktan ufuğa koşarken gemim 
Hayal denizinde kaybolan benim 
Sevda iksiriyle geçerken demim 
Çıkmazlara dalıverdin yüreğim 

Gam yelleri elden ele savurdu 
Yaz ayında bağım bahçem kurudu 
Türkü türkü hasret ile kavurdu 
Ateşlerle doluverdin yüreğim 

Bu dünyayı hep tozpembe sanarken 
Bir çiçek ezilse içten kanarken 
Hep dostluğu hep vefayı ararken 
İhanetler buluverdin yüreğim 






Son Eylül 

Bu son çırpınış ey ömrüm, son uçuş 
Kalbim sanki kanadı kırık bir kuş 
Keder zincirleri sarmış boynumu 
Ne bir çaresi var, ne de kurtuluş 

Kalbim çırpındıkça uçurumlarda 
Pınarlar sızıyor gözuclarımda 
İpekten düşümü yırttı rüzgarlar 
Ölüm bayrak açtı gökburçlarımda 

Ey kızıl akşamın alevden gülü 
Ey kırgın kalbimin suskun bülbülü 
Hasret ateşleri düştü içime 
Anladım ömrümün bu son eylülü 

Bir zamanlar bende sevildim sevdim 
Bende gümüş renkli düşlerden geçtim 
Son mutluluk izleride silindi 
Bütün anılara bir kefen biçtim 





Gün Olur 

Gün olur kapanıp dört duvarına 
Hıçkıra hıçkıra ağlarsın bazen 
Gün olur katılıp dert kervanına 
Kötü kaderine yanarsın bazen 

Bakarsın dostların vefasız olmuş 
Elemler çileler hep seni bulmuş 
Dünyanın acısı kalbine dolmuş 
Dününü bu güne bağlarsın bazen 

Seversin goncayı bülbüller ile 
Bükersin boynunu al güller ile 
Unutup adını yad eller ile 
Geçmiş yıllarını ararsın bazen 

Gün olur hayata isyan edersin 
Meyhane derthane içer gezersin 
Sevgiye şefkate hasret gidersin 
Dost için bağrını dağlarsın bazen 

Türküler söylersin hep inleyerek 
Kalbinin telinde ah dinleyerek 
Bazen ne yaptığını bilmeyerek 
Coşup ırmak ırmak çağlarsın bazen 

Sılanı gözünde yol eder gurbet 
Dert ile mihneti bol eder gurbet 
Gönlünü hasrete kul eder gurbet 
Oturup kenarda ağlarsın bazen 

Gam ile yoğrulur emelin özün 
Yaş ile doldurur temelin gözün 
Yalvarsan yakarsan geçmezki sözün 
Gözyaşın herkesten saklarsın bazen 

Dert bir yana çeker sen bir yana 
Bakmaz kimse gönlündeki hicrana 
Duman duman çöker garip dünyana 
Karadan beyazı aklarsın bazen 






Bir gülüm bağıma tez hazan düştü 

Bir gülüm bağıma tez hazan düştü 
Şimdi bir tenhada susarım dağlar 
Talihsiz başıma dertler üşüştü 
Acımı bağrıma yazarım dağlar 

Ömrümce bir aşkın sonsuz izinde 
Yürüdüm kalmadı derman dizimde 
Yalancı dünyanın gam denizinde 
Yüzme bilmeyenim batarım dağlar 

Gönül kervanımı felek heyledi 
Varıp bir sahrayı mekan eyledi 
Gör ki aşk denilen cana neyledi 
Şimdi bir köşede yatarım dağlar 

Anladım dünyanın kahrı bitmezmiş 
Yaralı yürekte sevda gitmezmiş 
Sanki benim derdim bana yetmezmiş 
Derdime dert alır katarım dağlar 

Dertlerin içinde sıralı kaldım 
Yaralar içinde yaralı kaldım 
Can Nuri’yim bahtı karalı kaldım 
Kalmadı tesellim tutarım dağlar 








Gönülname 

Bazen dostluk için yarış olursun 
Dünyaya sevgiler sunarsın gönül 
Bazen ak güvercin barış olursun 
Bir defne dalına konarsın gönül 

Bazen güller gibi güler geçersin 
Güzeller içinde güzel seçersin 
Sevda zehir olsa alıp içersin 
bağrını aşk ile dağlarsın gönül 

Bazen sevgi dolu bakış olursun 
İnce duygulara nakış olursun 
Nice özlemlere yakış olursun 
Yaranı nar ile bağlarsın gönül 

Bazen gökyüzünde mavi bir boncuk 
Bazen gül dalında nazlı tomurcuk 
Bazen gözü yaşlı bir öksüz çocuk 
Acını kalbinde saklarsın gönül 

Bazen dostluk için pazar olursun 
Nazlı güzellere nazar olursun 
Gurbet de sahipsiz mezar olursun 
Yalnız ölenlere ağlarsın gönül 

Bazen özlemlere ocak olursun 
Öksüze garibe kucak olursun 
Merhamet dağıtan sıcak olursun 
Bazen nehir olur akarsın gönül 




Ne Deyim 

O eski türküler söylenmez oldu 
dillerde yas tutmuş güle ne deyim 
neylesek gönüller eylenmez oldu 
sazlarda pas tutmuş tele ne deyim 

Birer hayal olmuş o hatıralar 
Dillerde düşmeyen içli şarkılar 
Yakıp yandırımıyor artık sevdalar 
Keremden savrulmuş küle ne deyim 

Hazana vermişler gönül bağını 
Yollara dökmüşler gül yaprağını 
kimseler duymuyor ağladığını 
Gözlerde buz tutmuş sele ne deyim 

Sevdalar o eski çağlarda kaldı 
Ceylanı salınan dağlarda kaldı 
Çiçekler al yaşil bağlarda kaldı 
Yüreği kavrulmuş çöle ne deyim 

Dünya bir hengame kemlik yarışta 
Kalmamış itibar dostluğa aşka 
İnsan çeşit çeşit us başka başka 
Maddeye kul olmuş köle ne deyim 

Can Nuri o eski çağları arar 
Canlanır gözünde tüm hatıralar 
Dallarda her mevsim bir yaprak ağlar 
Bahçeler tarumar yele ne deyim 





Hayat bahçesinde bir güldü kalbim 

Hayat bahçesinde bir güldü kalbim 
Koklayıp yerlere attılar tanrım 
Tutku lehçesinde bülbüldü kalbim 
Susturup aşk ile yaktılar tanrım 

Kar yağan dağların rüzgarıydım ben 
Al yeşil bağların gülzarıydım ben 
Sevincin umudun özvarıydım ben 
Bir kıymet bilmeze sattılar tanrım 

Gün olur dağlara koku saçardım 
Gün olur bağlara güller açardım 
Özgürlüğüm için konup uçardım 
Vurup kanadımı kırdılar tanrım 
Alıp bir sürüye kattılar tanrım 

Bir zaman bahçeler yazdı bahardı 
Ne bülbül ah eder, ne gül ağlardı 
Yaprağıma ayaz vurdu kar yağdı 
Kalbimi sonsuza yaktılar tanrım 

Pınar olup seller ile çağlardım 
Çınar olup yeller ile ağlardım 
Umudumu gül dalına bağlardım 
Koparıp dikene taktılar tanrım 

Kapanmaz yürekte sevda yarası 
CAN Nuri silinmez alın karası 
Ah bu dünya zalimlerin dünyası 
Dünyamı başıma yıktılar tanrım 







Anlamaz Oldu 

Dünyanın kahrından bıktım yoruldum 
deli çaylar gibi aktım duruldum 
bulanıp başımı taşlara vurdum 
halimi kimseler anlamaz oldu 

günler gelip geçer ben hep gamdayım 
eller güler oynar ben hep dardayım 
dertli bülbül gibi ah u zardayım 
dilimi kimseler anlamaz oldu 

Kapılmışım yağmurlara taşkına 
vefasız dünyada döndüm şaşkına 
sor şu halimi bir allah aşkına 
halimi kimseler anlamaz oldu 

gündüz hayalimde gece düşümde 
bir ateştir düştü yanar içimde 
çektiğim acılar türlü biçimde 
halimi kimseler anlamaz oldu 

Deli gönül inil inil inliyor 
Ne uslanır nede söz dinliyor 
Ben bir Can Ozanım kimse bilmiyor 
dilimi kimseler anlamaz oldu 






Ne yazar hazanla solduktan sonra 

Bahar gelse bile ne fark ederki 
her günüm bir çile olduktan sonra 
güler mi bir daha bu gönül sanki 
bir ömür kahırla dolduktan sonra 

hep hayaller hülyalar beklense de 
her güne yeni umutlar eklense de 
dallarda yapraklar çiçeklense de 
ne yazar hazanla solduktan sonra 

bağrımıza bastığımız taş iken 
dudak gülmüş ne yazar gözler yaş iken 
bahar gelmiş ne yazar ömür kış iken 
gönlümüz ayazda donduktan sonar 

bülbül ki gül için eyler intizar 
aşk için gönlünü eylemiş mezar 
kader yüze gülse artık ne yazar 
kurumuş bir dala konduktan sonra 

gönlüme yazılı bu aşk-ı çile 
bunun için gezerim dilden dile 
yüzbin tabib gelse yine nafile 
ah edip belayı bulduktan sonra 

sahte dostluklara takıldı gönlüm 
Can Ozan dünyada hep cefa gördüm 
sonunda bahtiyar olsa da ömrüm 
ne yazar saçımı yolduktan sonra 






Yaz ayında gazel döktü bağlarım 

Hazan yaprakları çok erken düştü 
bir hışımla esip geçti rüzgarım 
şu garip başıma dertler üşüştü 
ah etmekle geçip gitti baharım 

Gençliğimin kıymetini bilmedim 
ne uslandım ne dost sözü dinledim 
ömür gelip geçti bir gün gülmedim 
sular gibi akar akar çağlarım 

Dağ demedim, taş demedim, yürüdüm 
duman oldum karlı dağlar bürüdüm 
dertlerimi peşim sıra sürüdüm 
yağmur ile yağar yağar ağlarım 

gelen vurdu bana her geçen vurdu 
ne huzur kaldı serde, ne gözde uyku 
yüreğe saplandı ihanet oku 
hançer vurup şu sinemi dağlarım 

acılar kederler hep beni buldu 
bal diye yediğim aşlar zehroldu 
yemyeşil ağaçlar saçını yoldu 
yaz ayında gazel döktü bağlarım 






Kime Anlatayım Derdimi 

Bulut olup ağdığımı bilmezsen 
Yağmur ile yağdığımı bilmezsen 
Kerem gibi yandığımı bilmezsen 
Ya ben kime anlatayım derdimi 

Sevgiyle süzülen bakış değilse 
Toprağa işlenen nakış değilse 
Yüreği pişiren yakış değilse 
Ya ben kime ah yanayım derdimi 

Dünyada sevdiğim var diyemezsem 
Başıma yağdığın kar diyemezsem 
Üşüdü yüreğim sar diyemezsem 
Ya ben nice yalvarayım derdimi 

Kaşlar karasında gözle vurursun 
Yürek yarasında közle vurursun 
Dudak arasında sözle vurursun 
Söyle nasıl anlatayım derdimi 

Katre idim deryalara karıştım 
Boran oldum rüzgar ile yarıştım 
Kader ile gah darıldım barıştım 
Daha nice ağlayayım derdimi 

Can Nuri'yim gece gündüz andığım 
Mecnun olup gahi leyla sandığım 
Aşkın çöllerinde yanıp kaldığım 
Ey ben nice yalvarayım derdimi 





Dertli halim bilmez eller merhaba 

her sabah dağlarda şafak sökünce 
başıma dolanan yeller merhaba 
yapraklar sararıp gazel dökünce 
goncalar besleyen güller merhaba 

erirken dağlarda hayatın karı 
neyleyim geciken yazı baharı 
içimde yapraklar hep sarı sarı 
dertli halim bilmez eller merhaba 

kaç yıl oldu diyar diyar gezerim 
hasretimi şu sineme dizerim 
vur sazın teline vur be hemşerim 
türküler yas tutsun teller merhaba 

ne yazar yaşamışım ha ölmüşüm 
ayinsiz törensizce gömülmüşüm 
düşmanımı dost belleyen körmüşüm 
halimi sormayan diller merhaba 

Can Nuriy’im susturdum dillerimi 
savurdum yellere hayallerimi 
kuruttum hazanda al güllerimi 
inleyip bulanan seller merhaba 





Senin gözlerinde bahar yeşili 

senin gözlerinde bahar yeşili 
benim üzerime karlar düşüyor 
senin hayallerin yazdır bahardır 
benim yüreğimde dağlar üşüyor 

senin hayalinde en güzel yerler 
benim dudağımda yağmursuz çöller 
senin hayatında sümbüller güller 
benim bağlarıma hazan düşüyor 

ahımdır sazlarda inleyen teller 
bu ağlayan gözler, titreyen eller 
senin hayalinde en güzel yerler 
benim yüreğimde dağlar göçüyor 

bir fırtına misali ruhuma daldın 
ok gibi bağrıma saplanıp kaldın 
en güzel neonlara yazılır adın 
dünya alem önünde diz çöküyor 






Dağlarda rüzigar ağlar benimle 

bülbülün gözyaşı düştü sineme 
bağlarda gülizar ağlar benimle 
kalbimin feryadı döndü depreme 
dağlarda rüzigar ağlar benimle 

bahçede çiçeğim yaprağın döktü 
dalımda ümitler boynunu büktü 
kalbime hasretin dumanı çöktü 
yollarda ahu zar ağlar benimle 

derin boşluklarda kaybolup gittim 
gelgitler içinde eriyip bittim 
bütün umutları elimle ittim 
baharda nazlıyar ağlar benimle 

uçan kuşlar beni burdan almadı 
artık sığınacak bir yer kalmadı 
her gece bir başka içim kanadı 
yastıkta sızılar ağlar benimle 








Hasretle andığım her anı gönlümde feryat eder 

Kalmadı eski günlerden ne bir eser, ne de bir iz 
bir yanım yaralı, bir yanım öksüz, gönlüm kimsesiz 

her akşam çekilir kalırım odama ümidi kırık 
boğazımda düğüm düğüm olur kilitlenir hıçkırık 

her gece böyle suskun, böyle efkarlı, böyle derbeder 
hasretle andığım her anı gönlümde feryat eder 

bir efkâr basar gönlümü duman duman olur başım 
deprem olur yüreğimde akmaz bir damla gözyaşım 

hasret, gurbet, çile, dert derken, sırılsıklam olmuşum 
ateş, alev, kor derken, acıyla yanmışım, kavrulmuşum 

ne bir selam gelir artık, ne de bir gelen var uzaklardan 
kurtulmak imkansız ey gönül düştüğümüz tuzaklardan 





Gözler feryat eder gönül ah eyler 

Geceler geceler uzun geceler 
gurbet kurşun olup bağrımı deler 
kapanıp kalırım dört duvarıma 
hasret feryat eder gönül ah eyler 

ne gemiler durur limanlarıma 
ne dalgalar vurur kıyılarıma 
bir ümit yoklarım yarınlarıma 
deniz feryat eder gönül ah eyler 

ardım tipi boran, önüm fırtına 
bir hasret yüküydü vurdum sırtıma 
kara talih çıktı kara bahtıma 
gözler feryat eder gönül ah eyler 

yalancı dünyada bir garip kaldım 
yüzmeyi bilmeden ummana daldım 
Can Nuri kuşumu göklere saldım 
Kanat feryat eder gönül ah eyler 

Nuri Can 

 
  Bugün 1 ziyaretçi (2 klik) kişi burdaydı!  
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol